BHDRGRFT

10/recent/ticker-posts

Sabuncuoğlu Şerefeddin ( 1386 - 1468?) ( Cerrahi Alanında Çığır Açan Hekim )

Osmanlılar, insana ve insan sağlığına büyük ehemmiyet verdiklerinden, özellikle sağlık alanının  temel taşları olan hastane, darüşşifa, misafirhane, aşhane gibi eserler inşa etmişlerdir. 

Değerli alimlerin yetişmesi için fethettikleri yerlerde medrese ve ilim merkezleri kurmuşlardır.

Böyle yerlerden biri olan Amasya, Sabuncuoğlu Şerefeddin'in doğup büyüdüğü ve vefat ettiği şehirdir. Amasya, aynı zamanda bir şehzade sancağı olarak ticaret, kültür ve sanat açısından gelişmiştir. Şehirde 18 adet medresenin varlığı, kültür seviyesinin bir göstergesidir. Ahmedi, Akşemseddin, Sabuncuoğlu Şerefeddin, Halimi ve Muhyiddin Mehi, 14.ve 15. yüzyıllarda Amasya'da yaşamış meşhur hekimlerdir. Buradan, Amasya'nın hatırı sayılır bir ilim - irfan ve tıp merkezi olduğu anlaşılmaktadır. Muhteşem bir güzelliğe sahip bu şehirde 12 şehzade valilik yapmış olup bunlardan 6'sı padişah olmuştur.

Sabuncuoğlu Şerafeddin Kimdir?

Sabuncuoğlu Şerafeddin, tahminen 1386'da doğmuştur. Dedesi Sabuncuoğlu Mevlana Hacı İlyas Çelebi Bey, Sultan Çelebi Mehmed devrinin hekimbaşısıdır. Sabuncuoğlu, ilk eğitimini ailesinden almıştır. Tıp ilmi ve hekimlik mesleği ile iç içe büyüyerek mesleğin inceliklerini öğrenmiştir. 17 yaşından itibaren Amasya Darüşşifası'nda usta - çırak usulüne göre tıp eğitimini hekim Lokman el-Harizmi ve talebesi Hekim Burhaneddin Ahmed İbnü'n-Nahcivani'den almıştır.

14 Sene Amasya Darüşşifası'nın Başhekimi

Hayatının en az 60 senesini mesleğini icra etmekle geçirmiş, 14 yılını ise Amasya Darüşşifası'nda başhekim olarak sürdürmüştür. Hayatı boyunca diğer hekimlerin aksine ağırlık olarak cerrahlıkla ilgilenmiştir. Birçok ağır vakalara cerrahi müdahele yapmaktan kaçınmamıştır.

Kastamonu'da Hekimlik Yapan Sabuncuoğlu

 Sabuncuoğlu Şerafeddin, 1402 - 1440 arasında Candaroğlu İsfendiyar Bey'in isteği üzerine Kastamonu'da hekimlik yapmıştır. 

Cerrahiyetül Haniyye

Ayrıca Cerrahiyet'ül haniyye adlı eserini Fatih Sultan Mehmed Han'a sunmak üzere bir süre İstanbul'da da bulunmuştur.

Tıbbi tecrübe ve cerrahlık alanına hem  teorik hem de pratik olarak önemli katkılarda bulunmuş, meslekte usta - çırak ilişkisinin ne kadar önemli olduğunu şahsında göstermiştir. Sabuncuoğlu, ciddi ve alçakgönüllü bir araştırmacı, eğitimci, Türkçeyi iyi bilen ve kullanan bir yazar, ressam, hattat ve hekimdir.

AHLAK KURALARINI BENİMSEMİŞ

Verdiği tavsiyelerle ahlak kurallarına dikkat çekmiş, öğrencilere ve genç meslektaşlarına yol göstermiştir. Amasya Darüşşifası'nda hekimlik yaptığı sırada birçok öğrenci yetiştirmiştir. Bunlar arasında İranlı Hekim Gıyas Mehmed İsfahani ve Muhiddin Mekki gibi meşhur hekimler de vardır.

ESERLERİNİ TÜRKÇE OLARAK KALEME ALAN BAŞHEKİM

 Sabuncuoğlu'nun az bilinmesinin başlıca sebepleri arasında, İstanbul'a uzak olan Amasya şehrinde hayat sürmesi, devrinde ilim dili olan Arapçanın yerine eserlerini Türkçe olarak kaleme alması, devrinin hekimlerinin başka ilim dalları ile de ilgilenmesidir. Sabuncuoğlu ise sadece tıp alanına ilgi göstermiş ve sadece bu alanda eserler vermiştir. Bu eserler günümüz Türk tıbbınının zeminini oluşturan en önemli çalışmalarındandır. Pratik tıp sahasında üç önemli eser telif etmiştir. Sadece hekimlik ve cerrahi alanında çalışan, bilgili, araştımacı ve alçak gönüllü bir insan olan Sabuncuoğlu, başarısını izah ederken sürekli okuduğunu ve bol bol deneme yaparak tecrübesini geliştirdiğini söyler.

 Günümüzde tıbbın ve cerrahi alanın gelişmesine rağmen onun önemle vurguladığı '' deneye önem ver, dokuya saygılı davran, hastaya zarar verme, gereksiz ameliyat yapma, yapılanı eksiksiz yap, cerrahide drenajı geniş ve yeterli yap'' gibi ortaya koyduğu prensibler günümüzde hala geçerliliğini korumaktadır.

TIP BİLİMİNE KATKILARI

Sabuncuoğlu Şerafeddin, Arapça ve Farsça bilmesine rağmen eserlerini Türkçe olarak kaleme almış, Türkçenim bilim dili olması için çabalamıştır. 
15. yüzyılda hayvanlar üzerinde deneyler yaparak 
deneysel fizyolojiye öncülük etmiştir. Horoz üzerinde yaptığı deneyleri Mücerrebname adlı eserinde anlatmaktadır. Sabuncuoğlu, kendi üzerinde de deneyler yapmıştır. Bunun için zehirleri kendi üzerinde denemekten kaçınmamıştır. Bu, ilme ne kadar aşık olduğunun ve tıptaki bilgisine ne kadar güvendiğinin apaçık  bir delilidir.

Sabuncuoğlu Şerafeddin, Osmanlı'da cerrahlığın ve tıbbi terminolojinin en önemli basamaklarından birisi olmuştur. Devrinde yaşayanların veya öncekilerin eserlerini kopya etmek yerine, kendi tecrübelerinden faydalanmış ve gerekli gördüğünde alıntılar yaparak eserlerine eklemiştir.
Devrinden önce yazılan kitapların bilgilerini yok saymayarak o bilgilerin üzerine yenilerini ekleyerek ilmin ilerlemesine katkı sağlamıştır.

 Cerrahiyetül Haniyye adlı eseri, Osmanlı cerrahlığının temellerini oluşturmuştur. Cerrahiye ilişkin açıklamaların yer aldığı, kullanılan teknik alet ve uygulamaların renkli minyatürlerle desteklendiği Cerrahiyetül Haniyye, cerrahi ve tedavi sahnelerinin tasviri açısından çok büyük önem arz eder. Anadolu'da ve Yakın Doğu'da tıp ve cerrahi alanında uzun yıllar başvuru eseri olmuştur. Sabuncuoğlu, tıp alanında derinlemesine çalışmalar yapmış ve kalıcı eserler bırakmıştır. Türkçe ilk cerrahi eseri yazarıdır. Ameliyat edeceği hastalarında anestezi için afyon yerine adamotu bitkisini kullanmıştır. Bu, cerrahi tıp alnı için harikulade bir durumdur.

HATTAT VE ŞAİR BİR HEKİM 

Sabuncuoğlu Şerefeddin hekim olmanın yanında iyi bir hattattır. Yazdığı Cerrahiyetül Haniyye'nin Paris ve İstanbul Millet Kütüphanesi nüshaları, bizzat kendi kaleminden çıkmıştır. Cerrahiyetül Haniyye dışında iki tıbbi eseri de istinsah ederek günümüze kadar gelmesine vesile olmuştur. Sabuncuoğlu'nun yazısı okunaklı güzel bir hat şeklindedir İyi bir nesir ustası olmasına rağmen, eserlerinde bulunan şiirlerle yetkin bir şair olduğunu da ispatlamıştır.

 SÖZLERİ

''Ey hekim!.. İyi bil ki, çıkık ve kırık sarmakta mahir olmak gerektir. Zira bazı cahiller ve işgüzarlar, ''biliriz'' deyip, yanlış işler işlerler. Halbuki onlar büyük tabiblerin eserlerini okumamıştır.''
 '' Bir işi hor görüp adının kötüye çıkmasına sebep olmamalısın. Paraya tamah edip halk katında itibarlı iken kendini aşağılatmamalısın. İnsafının, hırsından ve rağbetinden fazla olması gerekir.''

''Bu geçen ömür ve uzun süren istekler içerisinde, ilmimle gördüğüm ve yaptığımlatecrübe etiğim birçok acayip ve garip işleri bu kısaltılmış kitap içerisinde topladım. Şimdiki zamanın cerrahlarının çoğunluğu bu kitapta bahsedilen şeylerin çoğunu ne görmüşlerdir ne de duymuşlardır. Bu tip cerrahlar, sadece bu devrin revaçtaki kitaplarını incelemekte ve bunların içerisinde yazan şaibeli tedavileri uygulamaktadırlar. Bazen de tecrübeleri olmadığı halde kendileri de hatalı şeyler ekleyip doğru yolu bulamamaktadırlar...

''Bu kitabı Türkçe yazmamın sebebi şudur: Bu devirde Rum kavimleri Türk dilini kullanmaktadırlar. Ayrıca bu zamanda okuma yazma bilen hekimlerin çoğu Türkçe kitap okumaktadırlar. Böylece, bu kitabı Türkçe yadığımn için bundan daha fazla kişi faydalanabilecektir ve bu sayede işin aslını öğrenip, birçok meseleleini çözerek kendilerini hatadan ve beladan koruyabileceklerdir.''

SABUNCUOĞLU'NUN VEFATI


Eserlerini hayatının sonbaharında veren Sabuncuoğlu Şerefeddin'in 1468 yılında vefat ettiği tahmin edilmektedir. Mezarı, Amasya'da olup tam yeri bilinmemektedir.


Yorum Gönder

0 Yorumlar