BHDRGRFT

10/recent/ticker-posts

ORTAÇAĞDA BATI VE DOĞU'NUN TIP ANLAYIŞI

Haçlı seferleri sırasında Filistin'de bulunan Haçlı hükümdarları, kendilerini müslüman doktorlara tedavi ettirirdi.Kendi doktorlarına güvenemezlerdi.Çünkü onlar cellattan farksızdı.Onların eline düşmek, ölümü göze almak demekti.
Bacağında çıban çıkan bir şövalyenin ayağı gözler önünde kesilmişti.Sıtmalı kadınında önce saçları kesilmiş, sonra da ''başına şeytan girdi'' diye, başının derisi yüzülmüş ve ölüme bırakılmıştı.Bu durumda onlara nasıl güvenebilirlerdi.
Bu ortaçağ Avrupa'sının tıp anlayışından sadece bir örnektir.Avrupa'yı kötülemek için  ortaya atılmış bir iddia değildir.Tarihe kaydolmuş bu hakikat, bizzat Avrupalı bilginler tarafından itiraf edilmektedir.Büren'li Prens Wilhelm konu ile ilgili bir hatırasını şöyle anlatır:
''Memleketimizde gücü kuvveti yerinde bir şövalyemiz vardı.Ölüm derecesinde hastalanmıştı.En seçkin rahiplerimizden birisiyle  şövalyeye gittik.Rahibin şövalyeyi takdis edeceğini sanıyorduk.Ama öyle olmadı.Önce hastaya baktı.Bir balmumu istedi.Getirdik.Balmumunu eline aldı ve yumuşattı.Bir nevi tıkaç yaparak hastanın burun deliklerinden birini onunla tıkadı.Sonra da yanından ayrıldı.Şövalye çok geçmeden öldü.Durumu rahibe bildirmek için gittiğimde, daha ben konuşmadan:
-Herhalde şövalye ölmüştür, sonra da şunları ekledi:
-O, çok ıstırap çekecekti.Ölmesi ve böylece huzura kavuşması için burnunu tıkadım.
Papazlara göre eczahaneler, dinsizliğin simgesiydi, bunlar insanı inkara saptırırdı.Kilise öğretmeni Tatlan bu konuda şunları söylüyordu:
'' Dünyevi ilaçlara, ot ve köklere inanmak, Allah'a karşı bir güvensizliktir.İnsanları Allah'tan çevirmek isteyen şeytanlarla kötü ruhlar, budalalarla, imanı zayıf olanları kandırıp aldatmaktadırlar.
Eczacılık her çeşit şekilleri içinde bu nevi iğfalkar san'at ve hareketlerde doğmuştur.Maddeye güvenerek onunla tedavi olmak isteyen kimse, kendisini Allah'ın kudretine terkederse, çok daha çabuk şifa bulur.İlahi kudrete baş vurma yerine, neden bir köpek gibi otlar, geyik gibi yılanlar, hınzır gibi ıstakozlar, arslan gibi maymunlarla tedavi olmayı tercih ediyorsun?Dünyevi şeylerini ilahlaştırıyorsun?
Havari Jakobus da şunları söylüyordu:
''İçinizden biri hastalanınca, en yaşlı rahipleri çağırınız.İsa namına hastayı yağladıktan sonra ona dua etsinler.İman  duası hastaya şifa verecektir.''
Avrupa, hastalara bu anlayış ve zihniyet içinde bakarken, .İslam dünyasında doktorluk alabildiğine ilerlemiş, eczacılık gelişmiş, sağlık işleri genişlemiş, modern hastahaneler kurulmuştu.Dünyanın hiçbir yerinde İslam alemine kurulan modern hastahanelerin benzeri yoktu.En ideal tedavi metodları uygulanmakta, araştırmalar yapılmakta, hastalara büyük ilgi gösterilmekteydi.
Bu konuda Amerikalı İlim Tarihi araştırıcılarından birisi olan Will Durant '' İman Çağı'' adlı eserinde; ilk dispanser ve eczanelerin Müslümanların eseri olduğunu, eczacılık fakültesinin ilk defa onlar tarafından  kurulduğunu belirtir.''Bağdat'ta en eski hastahane Harun-ür Reşit zamanında kurulmuştur.Onuncu asırda da aynı yerde beş hastahane daha yapılmıştır.
İslam'ın en meşhur hastahanesi 706 tarihinde Şam'da kurulan Bimaristan'dır.978'de ( bin yıl öncesi) bu kuruluşta 24 hekimden meydana gelen bir ekip çalışmaktaydı.
Tıp eğitimi bilhassa hastahanelerde yapılırdı.İmtihandan geçip diploması olmayan kimse kanuni yönden doktorluk yapamazdı.
Kendisi bir doktor olan Vezir Ali bin Abbas, 931 tarihinde şehir şehir gezip hastaları tedavi edecek doktorlardan bir heyet meydana getirdi.Bazı hekimler her gün hapishaneleri dolaşır, mahkumları tedavi ederlerdi.Bilhassa deliler için, gayet insani bir tedavi usulü tatbik edilirdi...931 tarihinde Bağdat şehrinde 860 hekim vardı.'
Hiç şüphesiz tıpra Müslümanların bu derece ilerlemelerinin sebebi Peygamberimizin tedaviyi öğütleyici hadisleriydi.Bunlardan birisinde şöyle buyuruyordu:
''Ey Allah'ın kulları! Tedavi olun.Çünkü Allah yarattığı her hastalık için mutlaka bir şifa veya deva yaratmıştır.''
İşte Rasulullah'ın bu ve buna  benzer tavsiyeleri dolayısıyladır ki, İslam dünyasında yeni yeni ilaçlar geliştirilmiş, tedavi metodları bulunmuş, hastalara şefkatle eğilinmiştir.

Yorum Gönder

0 Yorumlar